Dünyanın en zor dağı K2’ye tırmanmış az sayıdaki dağcıdan biri olan Tunç Fındık’a SWEATer’ların merak ettiklerini sorduk!

Dağcılığa olan merakınız nereden geliyor? Nasıl başladı?

Küçük yaştan beri doğa ve  kamp yaşamı  ile içiçe olmama karşın, Bilkent Üniversitesi’nin Dağcılık  ve Doğa Sporları Kulübü’ne 1991 yılında katılmam ile başladı benim dağcılık maceram. Dağcılığın, yani açık havada zor bir aktivitenin içinde olmak çok  hoşuma gidiyordu benim, küçükten kalma arazide olma isteğinin devamı olarak. 1995 yılından sonra Türkiye Dağcılık  Federasyonu Yüksek İrtifa Takımı bünyesinde ülkemizi yurtdışındaki yüksek dağlarda milli sporcu temsil ettim ve  dünyamızın en yüksek doruğu olan Everest Dağı’na çıkmak şansını yakaladığım 2001 senesinden sonra, dağcılık yaşantımı profesyonel boyutta devam ettirebildim.

Tırmanış molalarınızda yapmaktan keyif aldığınız aktivite?

Tırmanış molaları pek de yok çünkü hayat tırmanışa seyahat, tırmanış, dağdan dönüş ve antrenman çıkışları arasında geçiyor. Ama oturup sakin sakin bir kahve içmek veya iyi arkadaşlarla bir kalem sohbet sanırım  benim için  keyif olan şeyler..

Zorlayıcı ve unutamadığınız bir tırmanış anınız?

Bugüne kadar çok sayıda teknik, zorlu ve potansiyel olarak ciddi tehlikeler içeren  çıkışlar yaptım, mesela uzunluğu 800 metreyi bulan kaya duvarları,  yüzlerce metrelik donmuş şelaleler veya 6000, 7000, 8000 metrelik  Himalaya dorukları.. Sadece tek bir çıkışın ‘en çok etkilendiğim’ olduğunu söylemek benim için  imkansız, çünkü her tırmanışım, hatta antrenman için gittiklerim dahil, çok değerli ve zevkliydi; düşününce binlerce tırmanış rotası ve dağdan bahsediyoruz. Yine de,  Nepal-Himalaya’daki 6856 metrelik Ama Dablam dağı -ki dünyanın en güzel ve estetik  dağlarından biri olarak bilinir- benim açımdan en güzel  bulduğum tırmanışlarımdandır. Ve tabii, dünyadaki en yüksek ikinci zirve olan K2 dağı var.. Kötü havası, devamlı teknik zorluğu ve çığ riski ile en zor dağ tırmanışı olarak kabul edilen bu  muhteşem dağda gerçekleştirdiğimiz çıkışımız unutulmazdı, bu dağa çıkabildiğim için dünyanın en  şanslı insanlarından olduğumu  düşünüyorum. 8611 metrelik K2, 8586 metrelik Kanchenjunga, 8463 metrelik  Makalu ve 8167 metrelik Dhaulagiri, benim açımdan en ‘zor’lar arasında.. 2009 yılında Himalaya’nın 8167 metrelik Dhaulagiri doruğuna sadece iki kişi çıkmak, fizik ve zihin olarak çok  zorlu idi. Çünkü binlerce metre dimdik mavi buz duvarları, 7500 metrede batak kar alanları, kafanıza her an çığ olarak  düşebilecek ev boyutunda buz duvarları ve  yıldırımlı, fırtınalı havasıyla bu dağ muazzam bir engeldi, ancak zirvesine oksijen desteği kullanmadan tırmanabildim. Pakistan’da, yeryüzünün ikinci en yüksek dağı olan 8611 metrelik K2 zirvesi  fiziki ve zihni olarak zor olanlardan biridir; K2’nin zirvesine varan  her üç kişiden birinin can verdiği istatistik  bir gerçektir ve K2 gibi bir dağa yola çıkarken yüzde elli  ihtimalle eve dönemeyeceğinizi bilirsiniz.  K2’de, 8000 metredeki son kamptan başlayan zirve  çıkışı kesintisiz 16 saat sürdü ve en son çıkışın yapıldığı 2008 yılında 11 kişinin çığda hayatını kaybettiği ‘Bottleneck buz kulvarı ve traversi’ni tırmanmak müthiş heyecanlandırıcı, uç noktada  bir deneyimdi.

Sanırım ‘kolay oldu’ diye tanımlayabileceğim hiçbir tırmanışım yok; yüksek dağcılık hep zorlu bir arenadır.

Dağda olma, tırmanma hissini nasıl tanımlarsınız? 1 kelime ile:

‘Dünyanın muhteşemliği’

Türkiye’de favori tırmanış rotanız?

Bunu tanımlamak  zor çünkü çok fazla favorim var:  Erzurum’da donmuş şelale, Antalya’da kaya tırmanışı, Niğde-Aladağlar’da  uzun kaya duvar rotaları…

Dağda nasıl besleniyorsunuz?

Dağlarda sınır sırtınızda taşıyabildiğinizdir. İçerik olarak bakılırsa  genelde karbonhidrat ağırlıklı beslenilir çünkü dağ ve tırmanış aktivitelerinde  bedeni en uzun süre destekleyen   beslenme tarzı karbonhidrat ile olur.  Ayrıca bol sıvı almak da dağlarda beslenmenin  önemli bir parçasıdır.  Pratikte kolay  taşınan,  hafif ve paket hacmi küçük, kolay hazırlanan, kalorifik değeri yüksek  ve lezzetli yiyecekler dağlarda tercih edilir.  

Gerçek hayattaki SWEATMATE’iniz (tırmanış partneriniz) kimdir?

Kendimim çünkü sadece kendime güveniyorum.